Çocuk psikolojisi bozuldu mu, Yoksa Yardım mı İstiyor?
Bir çocuk “sorun çıkarıyorsa”, çoğu zaman yetişkinlerin ilk tepkisi benzerdir:
“Bu çocuk çok hırçınlaştı.”
“Eskiden böyle değildi.”
“Psikolojisi bozuldu galiba.”
Oysa burada bir durup daha doğru bir soru sormak gerekir: Gerçekten “bozuk” olan ne? Çocuğun kendisi mi, yoksa onun yaşadığı duygusal sıkışma mı?
Çocuklar yetişkinler gibi konuşarak, analiz ederek ve duygularını açıkça tarif ederek yardım isteyemez. Bizim “inat”, “öfke”, “huysuzluk”, “içe kapanma” ya da “ders başarısında düşüş” diye tanımladığımız birçok belirti, aslında çocuğun yardım çağrısı olabilir. Çünkü çocuk çoğu zaman kelimelerle değil, davranışlarıyla konuşur.
Bazı çocuklar birden öfkeli olur. Bazıları daha alıngan ve ağlamaya yatkın hale gelir. Bazıları okula gitmek istemez. Bazıları ise alt ıslatma, tırnak yeme, uyku sorunları ya da anne-babaya aşırı yapışma gibi işaretler gösterir. Ailelerin sıkça merak ettiği bu tabloya dair daha ayrıntılı bir çerçeve, psikolojisi bozuk çocuğun belirtileri başlıklı yazıda da ele alınmaktadır.
Yetişkin gözüyle bakıldığında bunlar sadece “problemli davranışlar” gibi görünebilir. Ama çoğu çocuk keyfinden değişmez. Bir yerde taşan, biriken, ifade edilemeyen bir yük vardır.
Evde gerginlik olabilir. Okulda zorlanma olabilir. Akran ilişkilerinde dışlanma yaşanmış olabilir. Kardeş kıskançlığı, taşınma, kayıp, hastalık, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu ya da çocuğun mizacına uygun olmayan baskılar devreye girmiş olabilir.
Burada en sık yapılan hata, davranışı hemen bastırmaya çalışmaktır. Yani işareti silmeye çalışıp nedeni görmemektir.
Örneğin çocuk çok öfkeleniyorsa, birçok aile sadece o öfkeyi durdurmaya odaklanır. Çocuk ders çalışmak istemiyorsa hemen “tembel” denir. İçine kapanıyorsa “büyüyünce geçer” diye düşünülür. Oysa her şey kendiliğinden geçmez. Bazı duygusal zorlanmalar zamanla çözülmez; tam tersine kök salar.
Bu yüzden çocuklardaki değişimi “iyi çocuk-kötü çocuk” ayrımıyla değil, “bir süredir ne değişti?” sorusuyla anlamak gerekir. Çünkü belirtiler çoğu zaman tek başına gelmez; bir örüntü oluşturur. Uykusu değişir, tahammülü azalır, ilişkileri zorlaşır, bedensel yakınmaları artar, ders düzeni bozulur. Bazen de çocuk dışarıdan sakin görünür ama iç dünyasında sessizce zorlanır.
Asıl dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Her yüksek sesli çocuk zor durumda değildir ama zor durumda olan her çocuk da sessiz kalmaz. Ve her sessiz çocuk iyi durumda değildir.
Ailelerin burada yapması gereken ilk şey suçlu aramak değil, tabloyu anlamaya çalışmaktır. “Biz nerede hata yaptık?” sorusu bile bazen meseleyi yanlış yere taşır. Çünkü amaç suçlu bulmak değil, çocuğun ne anlatmaya çalıştığını fark etmektir.
Çocuk psikolojisinde erken fark etmek çok önemlidir. Sorun büyümeden destek almak, hem çocuğun duygusal yükünü azaltır hem de aile içindeki yıpranmayı önler. Zamanında anlaşılan çocuk çoğu zaman daha hızlı toparlanır. Geç kalındığında ise davranış yalnızca geçici bir tepki olmaktan çıkıp kalıcı bir ilişki biçimine dönüşebilir.
Bu nedenle anne-babaların şunu bilmesi gerekir: Bir çocuğun davranışındaki belirgin değişim küçümsenecek bir ayrıntı değildir. Bu değişim bazen sessiz bir yardım çağrısıdır. Çocuk, ergen ve aile psikolojisine dair daha fazla bilgiye ulaşmak isteyenler için bursapsikolog.org içeriği bu açıdan önemli bir başvuru kaynağı olabilir.
Çünkü bazen bir çocuğun en büyük ihtiyacı, düzeltilmek değil; zamanında anlaşılmaktır.
İstersen bunu şimdi bir tık daha güçlü hale getirip, “yerel gazetede köşe yazısı” havasını artıran daha vurucu bir versiyona çevirebilirim.
Klinik Psikolog Şahin Uçar










